Hamilelikte Cilt Problemleri

Hamilelikte Cilt Problemleri

Hamilelikte Cilt Problemleri

 Hamilelik süreci boyunca anne adayların ciltlerinde birtakım değişiklikler gözlenebilir. Hangi kadında hangi cilt problemlerinin oluşacağını tahmin etmek ise zordur. Bazı anne adayları hamilelik süresince bir cilt problemi yaşamazken, bazıları ise kuruluk, çatlak, kaşıntı gibi problemlerle karşılaşır. Hamilelik döneminde meydana gelen cilt problemlerinin ana sebebi bu dönemde artan hormonlardan kaynaklıdır. Peki, hamilelik süresinde ne gibi cilt problemleri görülür?

Melasma, Kloazma

 Bu rahatsızlık yüzdeki renk değişikliğe neden olan problemdir. Genellikle yanak, alın, üst dudak, çene gibi kısımlarda kahverengimsi lekeler meydana gelir ve diğer bir ismiyle gebelik maskesi olarak da bilinir. Kadınların genelinde görülen bu renk değişimleri doğumdan sonra ortadan kalkar. Renk değişimlerinin kaybolmadığı durumlarda anneler dilerse cildiye uzmanları tarafından tedavi edilebilir. Bunun dışında bol bol güneş kremi sürüp daha çok leke oluşmasının önüne geçebilirler.

Hamilelik Sivilceleri

 Genellikle 8. haftadan sonra hormonların artması ile beraber sivilce birçok anne adayında gözükebilir. Sivilce artışını azaltmak için yüzü temiz ve de kuru tutmak gerekir. Sürekli olarak yağlı yiyecekler tüketildiği takdirde sivilcelerin çıkmasına ortam hazırlamış oluruz. O yüzden hamilelik süresinde de bu tür yağlı gıdalardan uzak durmak hem kendi hem de bebeğinizin sağlığı için önemlidir.

Tırnak Değişiklikleri

 Hamilelik döneminde hormonların tavan yapmasından dolayı tırnaklarda da birtakım değişiklikler meydana gelebilir. Tırnaklar hormonlar yüzünden çok yumuşayıp kolay kırılı hale gelirler. Hatta oje bu durumu çok daha kötü hale getirebilir. Hamilelik döneminde bulaşık yıkarken ya da diğer temizlik malzemeleri ile temas ederken mutlaka eli nemlendirip bir eldiven takmak gerekir.

Avuç İçi Kızarıklıkları

 Bu durum normalde hamilelik harici bir zamanda yaşansaydı, karaciğer problemlerinin belirtisi olarak gösterilebilirdi. Fakat hamilelik süresinde oldukça sık rastlanılan bir rahatsızlıktır. Avuç içi ya da nadiren ayakaltlarında meydana gelir ve sürekli kaşınır. Bu tür durumlarda bol bol nemlendirici sürmek ve bölgeyi havalandırmak yardımcı olabilir. Aynı zamanda ellerin kimyasal maddeler ile temas etmemesi de önemlidir.

Çatlaklar

 Hamilelikte genel olarak karın, kalça, göğüs gibi bölgelerde gerilmeye ve kilo almaya bağlı olarak çatlaklar meydana gelir. Çoğu kadını sonrasında rahatsız eden bu çatlaklar, bu dönemde kaşınabilir de. Hamilelikte kırmızı renkte gözüken bu çatlaklar doğum sonrasında beyaz bir renge dönüşür ve kalıcı olarak vücutta kalır. Bazı anne adayları bu durumların hiç oluşmaması için çatlak kremleri kullanmaktadırlar. Bazı annelerin ise bu duruma hiç ihtiyacı kalmayabilir çünkü herkesin vücudu çatlayacak diye bir şey de yok. Bu durum tamamen genetik sebeplere dayalı bir şekilde de meydana gelebilir. Çatlak kremlerinin fiyatları oldukça yüksek olduğu için bu dönemde bol bol nemlendirici ya da badem yağı da kullanabilirsiniz. Aynı zamanda bol su tüketimi de çatlakların oluşumunu engelleyebilir. Doğum sonrası çatlaklarından rahatsız olan anneler, estetik tedaviler ile bu çatlaklardan kurtulabilir.

Göğüs Uçlarında ya da Diğer Bölgelerde Koyulaşma

 Bu durum anne adaylarının hemen hemen hepsinde gözlenebilir bir durumdur. Östrojen seviyesi hamilelik döneminde arttığı için vücudun bazı bölgelerinde koyulaşma görülebilir. Bu durumu belki daha da azaltmak için beyazlatıcı kremler kullanabilirsiniz. Fakat bu kremleri kullanmadan önce mutlaka bir cildiye uzmanına danışmakta fayda var.

Saç Dökülmesi

 Özellikle de doğum sonrası anne adaylarında saç dökülmeleri çok hızlı bir şekilde gerçekleşebilir. Bu durum tamamen hormonel ve geçicidir. Herhangi bir tedavi gerektirmez, hemen hemen 3 ile 5 ay arasında her şey normale döner.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Bebekbekliyorum.net kullanıcıyı bilgilendirmek amacıyla içeriğini hazırlamaktadır. Sitede yer alan bilgiler doktor tedavisinin yerini tutamaz. Bu bilgiler şahsi tanı ve tedavi yöntemi olarak değerlendirilmemelidir. Sitedeki kaynaklardan yola çıkarak ilaç tedavisine başlanmamalı ve tedavi değiştirilmemelidir.